mahremiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahremiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2011

Oyunun Kuralı - Mahremiyet yeniden trend haline geliyor

Gerek ticari şirketlerin gerekse devletlerin yurttaşların kişisel bilgilerine giderek daha çok göz dikmeleri insanlarda rahatsızlık uyandırıyor. Web 2.0’ın gelişmesiyle zayıflayan mahremiyet talebi yeniden güçlü bir trend haline geliyor.


Sosyal medyanın yükselişiyle, herkesin adıyla sanıyla internette varolması, bir zamanların mahremiyetin korunmasına yönelik güçlü trendinin ortadan kalktığı tartışmalarına neden olmuştu. Facebook kurucusu Zuckerberg, “mahremiyetin modası geçti” diyerek bu duruma işaret ediyordu.


Ancak bu söylemden sonra Facebook’un başına gelenler, ACLU, EFF, EPIC gibi sivil toplum kuruluşlarının açtığı davalar, FTC’nin (Federal Trade Commission) duruma müdahil olması, kullanıcılardan yükselen şikayetler bunu söylemek için biraz erken olduğunu gösterdi. Sonuç olarak Facebook, mahremiyet ayarlarında kullanıcı dostu bir dizi değişiklik yapmak zorunda kaldı. Aynı durum Google’ın sokak görüşü aracının Avrupa’nın bir çok ülkesinde yasaklanması sonucunu doğurdu. AB ülkeleri ve ABD, mahremiyet yasalarını sosyal medyayı da kapsayacak bir biçimde genişletmeyi planlıyor.


Geçen ay, Electronic Frontiers Foundation’ın (EFF) bilgi edinme hakkı yasası kapsamında elde ettiği belgeler, CIA ve FBI başta olmak üzere ABD istihbarat kuruluşlarının sosyal medyayı vatandaşlarını fişlemek için yoğun bir biçimde kullandığını ortaya koydu. Bu haber güçlü bir tepki dalgasının doğmasına neden oldu. Konuyla ilgili bir Senato soruşturması açılması planlanıyor. Benzeri bir durumun tüm ülkelerde söz konusu olduğu tahmin edilebilir. Dolayısıyla tepkilerin kitleselleşmesi de şaşırtıcı olmaz.


Gerek ticari şirketlerin gerekse devletlerin yurttaşların kişisel bilgilerine giderek daha çok göz dikmeleri insanlarda rahatsızlık uyandırıyor. Web 2.0’ın gelişmesiyle zayıflayan mahremiyet talebi yeniden güçlü bir trend haline geliyor. Bu durum sosyal medyanın geleceğine de yön verecek kadar önemli. Dünyanın her yerinde, devletlerin direncine rağmen kişisel verileri koruma düzenlemelerinin bireyler lehine güçlendirileceğini göreceğiz. Mahremiyet hakkı, internetle ilgili sivil toplum örgütlenmelerinin düşünce ve ifade özgürlüğü ile birlikte en temel dinamiklerinden biri haline gelecek.


Nasıl bir dünyada yaşayacağımıza biz bireyler karar vereceğiz. Devasa bir kamu-özel şirket ortaklığında mı, özel alanımızı kendimizin belirleyebileceği, farklılkları ve çeşitlilikleriyle zenginleşen bir açık kamusal alanda mı?


BThaber, 4 - 10 Ekim 2010 / s:790

16 Temmuz 2010

Oyunun Kuralı - Mahremiyet ve sosyal medya

Şirketlerin kullanıcı verilerinin ne kadarını hangi amaçlar için ve hangi sınırlar dahilinde kullanacağı ile ilgili politikalarının denetime açık, şeffaf ve öncelikle de basit bir biçimde anlaşılabilir, yani “kullanıcı dostu” olması gerekiyor!

Geçtiğimiz haftlarda başta Facebook ve Google olmak üzere, şirketlerin çevrimiçi mahremiyet ihlalleri çokça tartışıldı; EFF, EPIC, ACLU, EDRI gibi sivil toplum kuruluşları konuyu gündeme taşıdılar; ABD Senatosu, Avrupa Komisyonu ve mahkemeler sürece dahil oldu; iki şirket de bu konuda geri adım atmak zorunda bırakıldı. Facebook yeni ve daha basit mahremiyet ayarlarını duyurdu; Google “sokak görüşü” arabasını garaja çekti. Ama, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’in mahremiyetin modasının geçtiğine dair sözleri ve Google CEO’su Eric Schmidt’in “saklayacak bir şeyiniz varsa paylaşmayın” mealinden çıkışı, şirketlerin bakışında bir değişim beklememek gerektiğini gösteriyor. Olup biten, özellikle AB başta olmak üzere yasamanın mahremiyet konusundaki hassasiyetinin şirketleri hukuk zoruyla dizginlemesi.

Facebook başta olmak üzere sosyal medya pazarının hakim oyuncularının kullanıcıların mahremiyet haklarıyla ilişkisi doğal olarak sorunlu. Çünkü bu oyuncular iş modellerini kullanıcı bilgilerinin değişimi üzerine kurmak zorunda. Paradoks, bu şirketlerin aynı zamanda kullanıcıların güvenini kalıcı bir şekilde kazanmak zorunda olmasından kaynaklanıyor.

Mahremiyet ihlalleri söz konusu olduğunda çoğu sosyal medya tutkunu, “o zaman bankaları, alışveriş merkezlerini, cep telefonlarını da kullanmayalım” diyor. Ama unuttukları bir şey var: Bankalar ve banka kartları dolayımıyla toplanan kullanıcı verilerinin kullanımı üzerinde çok sıkı bir denetim var. İnternet, özellikle sosyal medya ise düzenleme bakımından henüz sorunlu. Bu alan daha yeni düzenleniyor. Hukukun arkadan gelmesi doğal.

Şirketlerin kullanıcı verilerinin ne kadarını hangi amaçlar için ve hangi sınırlar dahilinde kullanacağı ile ilgili politikalarının denetime açık, şeffaf ve öncelikle de basit bir biçimde anlaşılabilir, yani “kullanıcı dostu” olması gerekiyor! ABD’de sosyal medyayı kapsayacak bir mahremiyet yasasının çıkması gündemde. Bu konuda çok hassas olan AB ülkeleri de benzer düzenlemeler yapmak üzere.

Ülkemizde ise bu alanın en öncelikli düzenlemesi olan Kişisel Verileri Koruma Yasası on senedir meclise gidip geliyor. Türkiye elektronik ortamda mahremiyet koruması bakımından bir cangıl; yani Facebook, Google gibi şirketler için tam bir vaha!